MAKALELER

DUDAK DAMAK YARIKLIĞI

Dudak damak yarıkları plastik cerrahinin gelişimi ileseyreder ve yaklaşık 2000 yıl önce Peru kuzey limanında yaşayan Mochica kültürüne ait seramik heykellerde dudak damak yarıklıkları tespit edilmiştir. Clubfoot (yumru ayak) tan sonra en sık görülen konjenital anomali %11-15 sıklıkta  görülen dudak damak yarıklarıdır. 1930'larda yarık damak veya dudakla doğan bebeklerin oranı 1:1000 iken Avrupa'da şu anda bu oran 1:500-1:600 arasındadır. Kızılderililer (1:300) ve Japonlar'da (1:373) Avrupalılardan daha fazla görülürken, siyahlarda(1:1875) daha nadiren görülür. 500-600 yeni doğandan birinin yarık damak ve/veya dudakla doğduğunu göstermektedir. (Mossböck, 1988)

Ülkemizde yapılan bir araştırmaya göre her 1000 doğumda 1 dudak damak yarığı görülmektedir (Tunçbilek, 1973; akt. Aras, 1996).  Dudak damak yarıkları insanın doğumsal gelişim bozukluklarının en önemlilerindendir. Etyolojisi halen  tartışmalı olsa da 3 başlıkta değerlendirilebilir.

1- Genetik faktörler
Yarık damak ve dudak  anomalisi ile doğanların %20'sinde herediter bir faktörün etkili olduğunu göstermektedir. Ebeveynlerden biri benzer bir gelişimsel anomaliden etkilenmiştir ve birçok nesil boyunca yüksek sıklıkta görülmüştür.  Ancak genetik bilimi bu anomalinin oluşmasında sorumlu olan gen ya da gen grubunu kesin bir şekilde saptayamamıştır.

2- Çevresel faktörler
Gebeliğin ilk aylarında geçirilen su çiçeği, kızamık, ağır grip, diabet gibi hastalıklar. Hamilelikte tranklizan ,sedatif ve hipnotiklerin kullanımı

  • Kortizon
  • Stres ve ruhi şoklar
  • Beslenme bozuklukları
  • Radyasyon
  • Irk
  • Cinsiyet
  • Anne baba arasındaki yaş farkı
  • Geç yaşlarda doğum
  • Akraba evliliği

3- Genetik ve çevresel faktörler
Çevresel  faktörler tek başlarına yarık anomalisine neden olmazlar. Genetik yatkınlıkla birlikte görülen çevresel faktör normal gelişimde bozukluğa neden olur. Hasarın etkili olduğu gelişim basamağı belirleyici özelliktir. Eğer hasar, etkisini erken bir basamakta, 5. embriyonel haftada ortaya koyarsa yarık dudak oluşur. Eğer aynı hasar 7. haftada ortaya çıkarsa dudak oluşumu bitmiş olacağından izole yarık damak anomalisi ile sonuçlanır.

Eğer hasar sürekli devam ederse bu durumda yarık dudak- dental alveol- damak anomalisi ile sonuçlanır. Enfeksiyon. Rubella virüs, sitomegalovirüs ve herpes virüs embriyopatiye neden olan etkilere sahiptir.  Fiziksel hasar. atmosferden veya radyografik muayene nedeniyle maruz kalınan iyonize radyasyondur.  İyonize radyasyon germ hücre gelişiminde ciddi hasara neden olur ve embriyo ve fetus üstünde zararlı etkilere neden olduğu gösterilebilmektedir.

Kimyasallar. Birçok ilacın teratojenik etkisi olduğu bilinmektedir: aminopterine, sülfanomidler, talidomid, antibiyotikler (örn. streptomisin ve tetrasiklinler), quinine, antiepileptikler, barbitüratlar ve sitostatikler. Hamilelerin teratojenik etkilerden sakınmasının en güvenli yolu hamileliğin ilk 3 ayında hiçbir ilacın alınmamasıdır.

Enzimler, hormonlar. İnsülinin teratojenik etkileri ancak hayvan deneylerinde gösterilmiştir. Karbonhidrat metabolizmasındaki bozukluk kendi başına yeni doğan ölümü, düşük ve konjenital anomalilerin birçoğunun olası nedenidir. Hamileliğin ilk haftalarındaki aşırı stres teratojenik etkiye neden olabilir.

Avitaminoz, beslenme eksikliği. Tek başlarına herhangi bir gelişimsel anomaliye neden olmazlar ancak çevresel faktörlerle birlikte etkili olarak anomaliye neden olabilirler.
Birçok araştırma grubu, annelerin hamileliğin ilk 3 ayında düzenli vitamin kompleksi veya yüksek doz B1 vitamini almasının doğan çocuklarda kleft insidansında gözle görülür azalma sağladığını göstermiştir.

Dudak damak yarıklıklarıyla birlikte görülen fonksiyonel bozukluklar
Dudak yarığı olan vakalarda dudakların kapanmasında sorun vardır, tükürük ağız dışına akar ve ağız köşelerinde yaralar oluşur.  Eğer damak yarığı da varsa, oral ve nasal boşlukların birbirleriyle ilişkili olmasından dolayı bebek emme fonksiyonunu yerine getiremez ve anne memesinden beslenme imkansızdır ,hipernasal konuşma vardır ve yutkunma bozulmuştur. Nasal ve faringeal mukozalarda kronik inflamasyon görülür. Faringeal tonsiller ve adenoidler genelde genişlemiştir, sıklıkla üst havayolunda inflamasyon , bronşit ve pnömoni vardır.

Velofaringeal uyumsuzluktan dolayı östaki tüpünde enflamasyon yaygındır ve tekrarlayan otitis erken duyma kaybına neden olur. Periferal konuşma bozukluğu kusurlu ses oluşumuna neden olur; bu nasal konuşma ile karakterizedir. Eğer tedavi edilmezse konuşma bozukluğu, fiziksel gelişimdeki zararlı etkileri yanında erken çocukluk döneminde dahi ciddi iletişim bozukluklarına neden olur.

Dudak yarıklı, damak yarıklı ya da dudak damak yarıklı çocuklar da anne memesini alamazlar. Çünkü dudak sağlam olup, memeyi kavrasa da ağızda negatif basınç oluşamayacağından emme olmaz.
Damak yarık olunca ağız ile burun boşluğu birbiri ile temasta olduğundan bu vakum oluşamaz ve çocuk emme işlemini yapamaz.  Yine damak yarıklı çocuklarda alınan besinin burun mukozasını irritasyonundan dolayı daimi bir rinit görülür. Enfeksiyon östeki borusu yoluyla orta kulağa gelerek orta kulak iltihabı yapar. Bu suretle çocuk küçükken işitme kaybına uğrarsa işitme engelli olur.

Zamanında tedavi edilmeyen dudak damak yarıkları, alveol yarıkları, üst çene alveoller proçesi böldüğünden üst diş dizilerinde bozukluklara yol açar. Bunlara bağlı olarak da çiğneme bozuklukları ve estetik bozukluklar ortaya çıkar. Bunlarla beraber dudak yarığında üst çene gelişiminde de bozukluk ortaya çıkar. Üst çene gelişiminde rolü olan dışarıdan dudak içeriden dil basıncı dengesi dudak yarığında bozulmuştur. Eğer alveolde da yarık varsa parçalar birbirinden uzaklaşır. Alveol kavisi ile diş kavisi bozulur.

Tüm gelişmiş ülkelerde DDY ile doğmuş çocuklar interdisipliner bir ekip tarafından tedavi edilir.
Bu ekip bir genetik uzmanı, yeni doğan uzmanı, pediatrist, KBB uzmanı, cerrahlar (oral cerrah, pediatrik cerrah, plastik cerrah, maksillofasiyel cerrah), anestezi uzmanı, ortodontist, dil ve konuşma terapisti, diş hekimi ve psikiyatristten oluşur.

Cerrahlar, ortodontist, dil ve konuşma terapisti ve diş hekimi bu grubun değişmeyen elemanlarıdır.

  • Ortodontist, hastanın gelişimini bebeklikten genç erişkinliğe kadar takip eder.
  • Bu aktif tedavinin devam ettiği anlamına gelmez, ancak aktif tedavinin uygun zamanlaması için hastanın takibi vazgeçilmezdir.
  • Ortodontistin ilk direkt rolü hasta doğduğunda ve beslenmenin imkansız olduğu ortaya çıktığında başlar.
  • Oral ve nasal boşlukları ayıran bir beslenme plağı (McNeil plağı) hazırlanır.  Plaklar bebek büyüdükçe zaman zaman yenilenmelidir.
  • Sürekli dişlenme döneminde ortodontistin rolü, alt ve üst çenelerin büyümesinin koordine edilmesidir.
  • Damak yarığının büyüklüğüne bağlı olarak üst çene geri pozisyondadır.
  • Daha önce yapılan operasyonlar sonucu oluşan skar dokular nedeniyle daha fazla kötüleşir; skar dokular maksilla büyümesini etkiler.
  • Ortodontik tedavi sırasında, kemik grefti uygulanması gerekebilir.
  • Tüm sürekli dişler sürdükten sonra braket kullanarak ortodontik tedavi yapılabilir.
  • Eğer çene kemikleri uygunsa, hasta 14-16 yaşına geldikten sonra ortodontist dişleri düzenler.
  • Dil ve konuşma terapistinin görevi hasta 2 yaşına gelince başlar ve ebeveynlerin aktif katılımı gerekmektedir.
  • Fonksiyonel egzersizlerin amacı ağız çevresindeki kasları güçlendirmek, çocuğa kaslarını nasıl kullanacağını öğretmek ve havayı ağzından üfleyebilmeyi öğretmektir.
  • Yoğun konuşma egzersizleri çocukla direkt iletişimin kurulabildiği okul çağında başlar.
  • Konuşmayı iyileştiren cerrahi operasyonlar sadece daha başarılı ses oluşturma olasılığını yaratır, etkili bir sonuç ancak dil ve konuşma terapistinin kontrolü ve ebeveynle iyi bir kooperasyon kurulmasıyla sağlanır.


Ekleyen:

AYLA AĞDUK KILIÇ